Kilisenizde Duygusal Sağlık Kültürü Oluşturmanın 3 Adımı

Lacivert cam bir sürahinin ağzında duran şeffaf cam küre.

HRS Platformuna hoş geldiniz.

Hepimizin çok iyi bildiği üzere kiliseler, her zaman kendi duygularının farkında olan ve bunları başarılı bir şekilde yönetebilen insanlarla dolu değildir. İster kilisede hizmet eden biri, ister yepyeni bir kilise üyesi, ister ilk defa ziyaret eden bir misafir olsun; bir kilise ibadetine katılan her birey, hala iyileşmeyi ve yetkinleşmeyi öğrendiği bir dönüşüm yolculuğundadır. Bu durumu İsa'nın sözleriyle anlatmak gerekirse kilise önderleri, hasta insanlar için bir hastaneyi veya bir rehabilitasyon merkezini yönetmektedir.

Herhangi bir hastanenin, hastalarını ve uygulanan tedavilerini güvenli ve doğru bir şekilde yönetmek için binlerce protokolü ve tedbiri olur. Hastanenin bazı odalarında kesici aletler vardır; hatta ameliyathanede, bağlam farklı olsaydı insanların ölümüne yol açabilecek testereler ve neşterler bulunmaktadır. Hastane, etken maddesi çok güçlü her çeşit ilacı barındıran dolaplarla doludur. Bu gerçekler şöyle bir anlam ifade eder: Hastaneye gidip sağlığına kavuşan insan, kafasına estiği gibi gelişigüzel bir şekilde ortalıkta gezinmemiştir. Tam tersi, hastaneye gittiğinde hastanenin kurallarına saygı duymuş, hastane görevlileri tarafından yönlendirilmiş ve hekimlerin kendisi için belirlediği tedavi sürecine uymuştur.

Kiliselerde de aynı şekilde insanların erişmesini aracılık ettiğimiz şifa süreçleri vardır. Kiminin, tekrarlanan bir günahtan gerektiği kadar tövbe edip bu günahın etkisini fark ettikçe Rab’de özgürlük bulması gerekir. Kimisi için gerekli olan tedavi süreci, hayatında uğradığı büyük adaletsizliklerin öcünü artık Rab’be bırakmayı öğrenmesinden ibaret olacaktır. Başka biri, hayatı boyunca mücadele ettiği depresyonla yüzleşip kederin doğal ağırlığı ile çaresizlik hissi arasındaki o ince farkı kavramaya başlayacaktır. Kilise önderi kendisi de mükemmel olmadığı halde yine de kilise topluluğundaki koyunlarına yol göstermeye çalışmaktadır. Nasıl bir yolu uygun gördüğünü, ne gibi ilaçlar veya prosedürler önerip önermediğini özenle tasarlaması lazım. Bu iş hafife alınacak bir görev olmayıp çok ince detayları olan kutsal bir çağrıdır.

Bu bağlamda birkaç temel “yapılması ve yapılmaması gerekeni” düşünmekle başlamakta fayda var.

  1. Her sağlıkçının ilk kuralı bize Latin bir ilkeden gelmektedir. Primum Non Nocere: Türkçesiyle “Önce Zarar Verme.” Hizmet yoğunluğundan ve aynı zamanda Türkiye'deki imanlı topluluğu olarak insan kaynaklarımızın sınırlı olmasından dolayı yapılan yaygın bir hata var: Profesyonel danışmanlık veya tıbbi müdahale (biri psikolog, diğeri psikiyatrist ile görüşmek gibi) gerektiren durumları kendi başına çözmeye çalışan bir kilise görevlisi, maalesef sağladığı faydayla birlikte bazen zarar da veriyor olabilir.

    Yapabileceğiniz bir şey: Kendi eğitiminizi veya deneyiminizi aşan durumları tespit edip bu durumlarda üyelerinizi profesyonel yardıma yönlendirmektir.

  2. Şifa verici bir niteliğe sahip olan bir yer olabilmesi için bir ortamın öncelikle güvenli olması lazım. Herhangi bir ortamın güvenliğini %100 sağlamak elbette mümkün değildir; ancak meseleye bir sağlıkçı gözüyle yaklaşmak, “Bu iklimi nasıl daha emniyetli kılabilir ve bu güven ortamını nasıl sürdürülebilir kılabiliriz” sorusunu sormaya gerektirir. Kilise bağlamında insanlar kiliseye geldiklerinde sosyal statüleri, eğitim seviyeleri, dış görünüşleri, geçmişleri, cinsiyet veya yaşları, aile durumları ya da mevcut hayat şartlarıyla bağlantılı olarak farklı bir muamele göreceklerini hissettirmeyen bir ortamın bulunması şarttır. Kiliselerimizde güvene dayalı o sağlıklı iklimin zedelenmesine yol açan en belirgin unsurlardan biri dedikodudur. İnsanların kendi ilişkilerinde tabii ki tamamen sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayamayız; fakat dedikoduya karşı Kutsal Kitap’ın uyarıları ortadadır ve duygusal sağlığımız için bu konu hayati önem taşır.

    Yapabileceğiniz bir şey: Hepimizin Tanrı’nın gözünde nasıl aynı değere sahip olduğunu ve birbirimizi O’nun kutsalları ve değerli çocukları olarak görmemiz gerektiğini öğretebiliriz. Dedikodu konusunda da daha çok örnekli vaazlar verilebilir ve pratik uygulamalar sunulabilir.

  3. Özellikle hizmet takımlarımızla konuşurken kullandığımız kalıplara dikkat etmeli, ölüme değil yaşama götüren cümleler kurmaya özen göstermeliyiz. Birlikte hizmet eden bir takımın her üyesi, diğer bütün üyelerle bir iş birliği içindedir; sorgulayıcı veya suçlayıcı bir hava katacak kelimeler yerine yapıcı ve çözüm odaklı ifadeleri sürekli aramalıyız. Bir fikir ayrılığı yaşandığı zaman bunu kişisel bir saldırı olarak algılamadığımızı ve çözüm odaklı bir sohbet gerçekleştirmek istediğimizi açık ifadelerle belirtmeliyiz.

    Yapabileceğiniz bir şey: Fikir ayrılığı durumlarını ele alırken karşı tarafın fikrinin neden yanlış olduğuna odaklanmaktansa, kendi düşündüklerimizin bizim için neden önemli olduğunu paylaşmaya odaklanabiliriz.

Kültürle ilişkili olan her alanda geçerli olduğu gibi, duygusal sağlık konusunda da yeni bir kültür oluşturup bunu pekiştirmek zaman ve çaba gerektiren bir süreçtir. Sabır işidir ve kutsal bir görevdir. Emin olun emekleriniz boşa gitmiyor; her yaptığınız Rab’bin yüceliği için olsun.

HRS Platformu Koordinasyon Ekibi